İletiŞim :
E-MAIL : info@delicesaret.com

EĞİTİM SİSTEMİ :)
    

Şimdi biz “sistem” kelimesini alır eğitimin önüne koyarsak, baştan şunu kabul etmiş oluyoruz: Eğitime bir sistem gerekli. Yani bir “format ve kurallar” dizini.

Neyi formata sokar bir sistemle onu takip edersek, kendi koyduğumuz o kuralların esiri olmamız da kaçınılmaz olmuyor mu?

Neyse kalıplarımız, o kalıplardan çıkma “eğitilmiş kişiler!”

Zor iş bu eğitim konuları.

Üniversiteye hazırlık döneminde olup da huzurlu olan tek bir arkadaşım yok. Yarışmanın ötesinde farklı kaygılar… ÖSS sınav baskısı çok ağır. At yarışı örneği verilir ya hep; doğru. Katılan çok, bitiş çizgisini geçen çok az.

Yetersiz oldukları için mi o çizgiyi geçemiyorlar?

Hayır, çoğu start’ta kendilerine iyi bir yer alamadıklarından.

Elenenlerin içinde çok sayıda bu ülkeye, hatta dünyaya iyi bir şeyler bırakabilecek kapasitede kişiler var. Başlama çizgisinde o kadar çok adam var ki, sadece çıkışta kendilerine iyi bir yer alamamışlar, o kadar.

Ne demek peki çıkışta “iyi bir yer” alamamak? Veya alabilenler kim?

 

- Sınav uğruna sosyal hayattan daha fazla ödün verenler,

- Lise yıllarındaki ders notları [bir şekilde] daha iyi olanlar,

- Ezber yeteneği daha kuvvetli olanlar,

- Dershaneye gitme imkanı bulup, geçmiş yıllardaki sınav sorularını defalarca çözüp pratik yapanlar,

- Ailesinden “kazanamazsan dünyanın sonu olur, ailece rezil oluruz” tarzı baskıdan çok, “ne olursa olsun yanındayız” [samimi] desteğini alabilenler,

- Sınav öncesi dönemde sevgilisi ve ailesi ile arası iyi olanlar,

- Sağlığı yerinde olanlar,

- Sınav gecesi iyi bir uyku çekenler,

- O sabah ruh hali iyi olanlar,

- Sınav olacağı yere giderken yolda sorun ve stres yaşamayanlar,

- Sınav esnasında önlerine; görme, duyma, koklama, dokunma duyularından en az birine hitap edip, dikkat dağıtacak birileri [bu çok hoş bir sevgili adayı da olabilir, ön sıralarda dün gece kuru fasulye yemiş biri de!] çıkmayanlar…

- …

Bu kadar farklı konular bizim sınav başarımıza etki ettiğine göre, tabii ki herkesin şansı eşit olmayacak.

ÖSS sınavı için “salla onu, kazanamazsam da benim alternatif planlarım var” diyebilmek önemli bir beceri.

Geçenlerde bir önceki [Hiç Bitmeyen Söyleşi!] yazımıza Ali’den gelen şöyle bir soru var:

“daha once nefesinizi kesecek anlar yazisinda biraz bahsettiginiz Universitede ogretim gorevlisi olsaniz ogrencilerinize ilk tavsiyeniz ne olurdu ya da nasil bir hoca olurdunuz ya da olmak isterdiniz, merak ediyorum.”

Orada verdiğim cevap aynen şöyle:

“İlk önerim ‘üniversite yaşantınızın keyfini çıkarın’ olurdu. ‘Keyif’ de sizin için ne anlama geliyorsa.

Üniversite yılları esnasında yaşınılanların bir tekrarı olmuyor. Ve inanın o yıllar, hayatın en güzel dönemlerinden biri, belki de en birincisi.

Hangi okuldan mezun olduğumuz değil, o dönem boyunca yakaladığımız sağlam arkadaşlıklar ve kazanılan deneyimler işimize yarayacak olanlar.

Üniversite bizlere bir şeyler öğrenmek için fırsatlar sunuyor sadece. Bunu fırsat olarak görenlere bir imkan, o kadar.

Ve hayatın hiçbir döneminde, bu denli ‘uzun süre’ yeni şeyler öğrenmeye odaklanma fırsatı bir daha geçmiyor elimize kolay kolay. Değerini bilmek gerek o yılların.

Keyif almıyorsak da kaybetmemek gerek o zamanı. Pek fazla verimli olmuyordur zaten okul bu durumda.

Biz istersek, üniversiteye gitmeden de, en az bir mezun kadar eğitebiliriz kendimizi, hem de daha çoğu ilgimizi çeken konularda, kendi istediğimiz zamanlarda.

Yeter ki “diploma kaygısını” aşacak bir özgüven, bilgi ve deneyim sermayemiz olsun.

Bizim içimizdeki ses ne diyor, başkalarının değil.

İşte bunları söyleyen ve bir dönemi bile tamamlayamadan kovulan bir hoca olurdum herhalde Ali =)”

Diploma kaygısı…

Aman tanrım, ne büyük bir kaygı bu değil mi? Başkalarının bizim üzerimizde yarattığı baskı. Hangi okuldan, hangi bölümden, hangi dereceyle mezunsun?

Sana ne?

Benim kim olduğuma baksana… Düşünce şeklime, problemlere yaklaşım tarzıma, çözüm bulma yöntemlerime, iletişim yeteneğime, tutkularıma, geleceği nasıl gördüğüme…

Olmaz, bunlar kağıt üzerinde para etmez.

Kendini sağlama almak için, seni işe alacak yönetici veya insan kaynakları elemanının eline “sağlam done” gerek… “Ama müdürüm, daha önce bunu bunu yapmış, referansları şu kadar kuvvetli” diyebilmesi gerek onun bir üstüne.. Yoksa [diğer türlü] sabahları sıcak çay kahve servisi gören koltuğu girmez mi tehlikeye?

Neyse…

Bu konuyu uzatırız daha sonra da, benim asıl değinmek istediğim “eğitim sistemiydi” sanırım =)

Eğitim ve onun “sistemi…”

Koyun sürüsünden biri olmamak adına, gelin değiştirmek için birlikte öneri geliştirelim. Var mı sizin diyecekleriniz?

[Not: “Üniversitelerde “İş Hayatına Hazırlık” Dersi Neden Yok?” yazısına da bir ara göz atın isterseniz.]

Morbi pretium risus eu odio. Aenean nonummy libero eu sem. Curabitur at est. Mauris massa erat, dignissim a, egestas sed

 

Model Gallery

devamını görmek için lütfen buraya tıklayınız..


News & Event

 

Sadece para kazanmak için çalışan bir eşek misiniz?

Devamı

Basit yaşamak lazım hayatı..eğer 100 yaşında doğsaydınız..?

Devamı

Eğitim sistemi..Şimdi biz “sistem” kelimesini alır eğitimin önüne koyarsak..?

Devamı

 

bütün yazılar..